Çingene
Coburg 2004

 









 

 

Çözüm bekleyen, bir tek insanın sorunu, aslında bir bütün insanlığın sorunudur. Bu tam anlaşılmadığı içindir ki dünyada yaşam bir cehenneme dönüştürülmektedir. Güzel olan her şey bir rüya ya da temenniden öteye geçmemektedir. Halbuki insan dünyada toplumun ve yaşamın bir parçasıdır, hatta “insan evrenin bir parçasıdır” bile denebilir. Hasta, ağlayan, mutsuz olan insan da hâliyle evrenin bozuk parçasıdır. Evren er ya da geç bu bozuk parçanın zararıyla karşı karşıya gelerek yüzleşecektir.

Çingene, toplum denen insanlığın gerçek ulaştığı medeniyetin göstergesidir. Onsuz her dönem ve her çağ eksik kalmaya devam edecek, aşk hiçbir zaman dünyaya inmeyecek, hep romanlarda kalmaya ve yaşanmaya devam edecektir.


Çingene, basit bir konu ya da bir intikam romanı değil, evrenin eksik ve bozuk parçasıdır. Evrene karşı kendisini duyarlı hissedenlerin görmekten kendilerini alamayacakları tarihi bir gerçekliktir. Cesareti ve adaleti olanların okuyup anlayabilecekleri bir mahkeme vakası, aynı zamanda yanlış kararları temyiz için de bir şanstır.

“Hayat bir gökkuşağı gibi farklı renklerden ibaretti ancak, tüm renkleriyle bir bütün ve güzel olabilirdi. Bazı hayatlardan bir renk çalınmış, eksik ve yeri boş duruyordu. O eksik rengi ancak bir çingene tamamlayabilirdi... Dünyada her şey vardı, olmayan tek şey; Çingene'ydi.“