MAD II
Babil









 

 

Tanrıların ve tapınakların oynadıkları rol ortadayken insanlar neden karşı karşıya geliyorlardı? Bu kendiliğinden gelişen çatışma neydi? İnsanların da içinde tapınaklar olmalıydı! Evet, insanın içindeki tapınaklar olmasa kim kendi kendini büyülemek isterdi ki? Şüphesiz insanların içinde de tapınaklar hâkimdi. İnsanın yeryüzündeki tapınakları meşru görmesinin ve kanıksamasının başka bir izahı olamazdı. İnsanlar yeryüzündeki tapınakları içlerindeki tapınaklara gerekçe yapıyorlar içlerindeki tapınakları da yeryüzündeki tapınaklara adayarak kutsuyorlardı. İnsanın içi ve dışı tapınak doluydu. Yeryüzündeki tapınakları yıkmak kolaydı, askerler ve savaşlar yeterdi. Ya içlerindeki tapınakları nasıl yok edeceklerdi? Oraya ne askerler gönderilebilirdi ne de orada savaşacak kadar geniş meydan bulunabilirdi! İnsanın içindeki tapınaklar sanki görünmez, tanrısal bir büyüydü. Gözle görülmüyor, elle tutulmuyordu. Yok sayılan, inkar edilen hatta, olmadığına dair tanrılar adına yemin edilen o tapınaklar her hâlükârda insanı büyüsüyle yönetiyordu. Ondan da kurtulmanın bir yolu olmalıydı. O tapınaklar gücünü koruduğu müddetçe yeryüzünün tapınaklarıyla uğraşmak sonuç almaya yetmeyecekti. Kölelerin içlerindeki tapınakları yerle bir etmeliydi. Başka türlü bu köleler özgürlük için cesaret bulamayacaklardı.“

Mad önce arkadaşlarının içlerindeki tapınakları kırmalı gerçekleri görmelerini sağlamalıydı. Kuru kuruya üzülmek, ya da beklemek faydasızdı. önce arkadaşlarını ikna etmeli, onları kendisine inandırmalıydı. “Her taraf yıkılması gereken tapınaklarla doluydu. Hem de vakit geçirmeden, tüm tapınaklar bahardan önce kırılmalıydı.“